+90 232 482 29 30

Sosyal Medyada Biz}

HAVA YOLU KAZA TAZMİNAT

HAVA YOLU KAZA TAZMİNAT

Havayolu şirketlerinin yaptırmak zorunda olduğu iki çeşit sigorta var. Bunlardan birincisi,yolcular için yapılan mali mesuliyet sigortası. Bu sayede uçağın kalkışı, havada kaldığı süre ve inişi sırasında yolcular, başlarına gelecek her türlü kazaya karşı sigortalanmış oluyor.Yaralanma halinde yolcuların tedavi masrafları, kaza sonrasında sakat kalmaları halinde sakatlık tazminatı ve vefat durumunda da yolcu yakınlarına ölüm tazminatı işte bu sigortadan ödeniyor.
I.    Mali Mesuliyet Sigortası

Tüm havayolu şirketlerinin yaptıkları tüm uçuşlar sigorta güvencesindedir. Hiçbir uçak, hiçbir havaalanından sigortası olmadan kalkış yapamayacağı gibi, hiçbir havaalanına da iniş yapamaz. Sigorta yükümlülüğü Türk Sivil Havacılık Kanununun(TSHK) 132.Maddesinde yurt içi veya yurt dışı yolcu, yük ve posta taşımaları yapmaya yetkili kılınan taşıyıcılar, taşıma sözleşmelerinden doğabilecek zararlardan dolayı tazminat taleplerinin teminatı olmak üzere, asgari TSHK 124 üncü madde esaslarına göre saptanan sorumluluk sınırları içerisinde mali mesuliyet sigortaları yapmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.

II.    Taşıyıcının Maddi Zarardan Sorumluluğu

1999 Montreal Konvansiyonunun 1.bendi uyarınca taşıyıcı, yolcunun hava aracı içinde veya hava aracına binme ve inme faaliyeti sırasında meydana gelecek kazada ölmesi durumunda sorumludur. 1999 Montreal Konvansiyonunda açıkça belirtildiği üzere yolcunun zarara uğradığı an taşıyanın talimat, direktif, kontrol ve denetimi altında, başka bir deyişle, taşıyanın egemenlik alanı içinde olması gerekmektedir. Yani yolcunun hava aracına binmek için havaalanına gelip taşıyana veya adamlarına başvurup biletini ibraz etmesi ve biniş kartını alması ve taşıyandan taşıma işlemi yapmasını talep etmesi, bagajını teslim etmesi, pasaport ve gümrük işlemlerini yaptırması binme işlemleri arasındadır. Ayrıca hava aracından inip, havaalanının bagaj alım sahasının dışına çıkması ve taşıyanın egemenlik alanından çıkması hava aracından iniş faaliyetlerinin sonlanmasını göstermekte olup hala taşıyanın sorumluluğun devam ettiği kabul edilmektedir. Tüm bu işlemler devam ederken yolcular taşıyanın egemenlik alanı içinde bulunduğu süre boyunca taşıyan mutlak sorumluluk altındadır.

1999 Montreal Konvansiyonunda yolcunun ölümü ve yaralanması hallerinde meydana gelen zararlardan dolayı havayolu taşıyıcısının sınırsız sorumluluğu benimsenmiştir. 1999 Montreal Konvansiyonunun(MK.) 17. maddesinin 1. bendi uyarınca, taşıyan yolcunun, hava aracının içinde, hava aracına binme veya inme faaliyeti sırasında meydana gelecek kazada ölümü dolayısıyla sorumludur. Yine 1999 MK. 17.maddesinin 1.bendi uyarınca,  taşıyan yolcunun, hava aracının içinde, hava aracına binme veya inme faaliyeti sırasında  meydana gelecek kazada maruz kalacağı bedensel yaralanması durumunda uğramış olacağı hasarlar dolayısıyla tazminattan da sorumludur. Hak sahiplerinin 100.000 SDR’yi aşan taleplerine karşı, taşıyan 17/2.maddedeki haller de;  taşıyan zararın, (1) Kendisinin veya çalışanlarının veya acentelerinin kusurundan ileri gelmediğini veya (2) sadece üçüncü bir kişinin kusuru ya da yanlış bir fiili ya da ihmali sonucu meydana gelmiş olduğunu , ispat edebildiği takdirde  sorumluluktan kurtulacaktır. Diğer bir deyişle, taleplerin 100.000 SDR’yi aşan kısmı için taşıyan sorumsuzluğunu, kusursuzluğunu savunabilecektir. İspatlayabildiği takdirde de 100.000 SDR’yi aşan talepten sorumlu olmayacaktır.

Bedeni hasar olarak ilk akla gelebilecek olan ise yaralanmadır. Yaralanma, dıştan gelen bir fiziksel temas, darbe vb gibi olaylar nedeni ile insan vücudunda oluşacak herhangi bir hasar olarak tanımlanabilir. Bu nedenle bir fiziksel temas veya darbe sonucu yolcunun vücudunda meydana gelebilecek hasarlardan (kırık, kopma, zedelenme vb.) dolayı taşıyan 1999 Montreal Sözleşmesinde belirtilen sınırlar dahilinde sorumlu tutulabilecekti.

III.    Taşıyıcının Manevi Zarardan Sorumluluğu

Yolcunun ölmesi veya yaralanması sebebiyle ortaya çıkabilecek zarar türlerinde biri de manevi zarardır. Türk mevzuatına göre değerlendirildiğinde Borçlar Kanunu’nun 56.maddesinde manevi tazminata ilişkin hükümler düzenlenmiş olup, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği açıkça belirtilmiştir. Ancak 1999 Montreal Konvensiyonu 29.maddesinin son cümlesinde 1999 Montreal Konvansiyonu hükümlerine dayanılarak açılacak davalarda maddi tazminatın dışında, manevi tazminata hükmedilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle Montreal Sözleşmesinde belirtilen açık hükmü gereğince ölüm veya bedensel zararı doğuran hallerde sözleşme kapsamında manevi tazminatın istenemeyeceği sabit hale gelmiştir. İlgili ülke iç hukukları doğrultusunda bu haklar kullanılabilecektir.

IV.    Ön Ödeme Hakkı

1999 Montreal Konvansiyonu 28. madde ile yolcuların yaralanmaları veya ölümü halinde, hava taşıyıcısının ulusal mevzuatı uyarınca gerekiyorsa, hava taşıyıcısının yolcu veya tazminat talep etme hakkına sahip gerçek kişi ya da kişilere onların acil ekonomik gereksinimlerini karşılamak amacıyla, gecikme olmaksızın ön ödeme yapması zorunluluğu getirilmiştir. Bu nedenle zararın tazmini için gecikmesinde sakınca olacak hallerde tazminat miktarının belli bir kısmının önceden verilmesi ve kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi amaçlanmıştır.

V.    Yargı Yetkisi

Davacıların taşıyıcının sorumluluğu için açabilecekleri dava için mahkeme seçimi Montreal Sözleşmesi 33.maddesindeki hükümler ile sınırlıdır. Bu nedenle davacılar Montreal Sözleşmesinin uygulama alanına giren tazminat davalarında bu maddede belirtilen mahkemeler dışında herhangi bir mahkemede dava açamayacaktır. Davacılar Montreal Konvansiyonu m.33/1’de sayılan yetkili mahkemelerin herhangi birinde davalarını açabilirler.Tarafların zararın doğumundan önce yapacakları anlaşma ile kanundaki yetkili mahkemeleri bertaraf etmeleri Montreal Konvansiyonu m.49 gereği geçersizdir.

Montreal Sözleşmesi m. 33’e göre, davacının tercihine bağlı olarak akit ülkelerden birinde olması şartıyla davalar şu yer mahkemelerinde açılabilir;

•    Taşıyanın ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde,
•    Taşıyanın esas iş merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede,
•    Taşıyanın taşıma sözleşmesinin yapılmış olduğu iş yerinin bulunduğu yerdeki mahkemede,
•    Varış yeri mahkemesinde,
•    Yolcunun kazanın olduğu zaman esas ve daimi ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN